19 Eylül 2008 Cuma

......Yağmurlar ......


Öncelikle, birkaç gündür yağmurun hayatımdaki yerinin ne kadar önemli olduğunu farketmem üzerine bazı şeyler karalamıştım ama yayınlamaya müsait olamadan sLn'in postunu gördüm. Çok güzel yazmış. Demek ki yağmur sadece benim için önemli değilmiş :)

Kendimi, yaşadığım yere ait hissetmediğinde hep çekip gitmek isterdim. Böyle hissetiğim dönemlerde bulutlara binmek ve gitmek istediğim yere bulutlarla varma isteğim vardı. Kendimi ait hissettiğim yere varınca da yağmur olarak o yere konmayı hayal ederdim. O yüzden, yağmur benim için vuslattı. Gidip geldim... Gitmek aslında hiçbir zaman tam anlamıyla gitmek değilmiş. Gittiğim her yere kendini götürünce çektiğim sadece çileymiş. Tabii, çekmeye değer bir çile.

Dönünce ben artık eski ben olmadım. Benimle birlikte yağmur da değişmişti. Şehrimin o güzel yaz yağmurlarının yerlerinde yeller esiyordu. Bir ümitle sonbaharı bekler oldum. Ama gelen yağmur değil sağanaktı. O da güzeldi ama ben, beni uzaklara götüren yağmuru nostaljik olarak özlüyorum.

Yağmurda yavaş yavaş yürümek bir zevk ve hatta bir mecburiyet benim için. Yürürken ıslanmak ama vücuduna değen ve giden her damla ile birlikte günahlarımın, korkularımın, hatalarımın, endişelerimin, hayal kırıklıklarımın da gittiğine inanmak...

Bazen kendime reset atmak isterim. Herşeye yeniden başlamak isterim. Yağmur bana hep yeniden başlangıçları çağırıştırır. En güzel yeniden başlangıçlar sağanak yağmurlardır benim için. Deli gibi yağan yağmurda, üst başının ıslanmasından endişelenmeden sırılsıklam koşmak tam bir reset atma.

Yağmuru izlemek ise tam bir rehabilitasyon. Bunun tıpta bir yeri falan olmalı. Üniversitedeyken, yağmur yağan günlerde okula gitmezdim. Sıcak demleme çayım ile kafa beyin bırakmayan kitaplarımdan birini alır tüm günümü sıkılmadan cam karşısında geçirirdim. İnsansız sokakları izlerdim ve sokakların hep öyle olmasını dilerdim. Hatta daha fazlasını...Tüm İstanbul'un bana ait olmasını isterdim. Kimin burada yaşayıp yaşamayacağına karar veren tek otorite olmak süper olurdu. Bu şehrin değerini bilmeyenleri, burayı sevmeyenleri ve salak salak memleket hasreti geyikleri yapanları kovardım.
Birçok şeyin küreseli zararlı olduğu gibi ısınmanın da küreseli zararlı. Şehrim bundan fazlasıyla zarar görüyor ve benim de yağmura olan hasretim artıyor. Keşke ben değişirken yağmurlar değişmeseydi ve ihtiyaç duyduğumda yanımda olsalardı.


3 yorum:

sLn dedi ki...

"Yürürken ıslanmak ama vücuduna değen ve giden her damla ile birlikte günahlarımın, korkularımın, hatalarımın, endişelerimin, hayal kırıklıklarımın da gittiğine inanmak..."
buna eskiden ben de inanırdım ve o zamanlar işe yarardı, sonra inanmayı bıraktım..

"Bu şehrin değerini bilmeyenleri, burayı sevmeyenleri ve salak salak memleket hasreti geyikleri yapanları kovardım."
ben de deli oluyorum bunlara. össde bütün tercihlerimi istanbul içinden yaptım, istanbul dışında sevdiğim bir bölümü okuyabilecekken istanbul içinde nefret ettiğim bir bölümü okuyorum...
bu kadar seviyorsanız yaşadığınız şehri, fedakarlık yapsaydınız. en basitinden öss için düşünürsek en yüksek puanlar istanbulda. aldığınız puanla pekâlâ okuyabilirdiniz kendi şehrinizde. istanbula gelmek için her şeyi yapıp sonra aman niye istanbuldayım diye ağlayanlara söylemek istediğim çok şey oluyor ama ciddiye almamayı öğrendim :) istanbuldan başka şehre gitmek zorunda kalıp (çeşitli nedenlerle) istanbulu özleyenlere bir şey diyemem ama bak, istanbulu gördükten sonra bana diğer şehirlerin hiçbiri güzel görünmüyor :) hatta yaşanılır gelmiyor...

başka şehirler sevilir ama istanbul'a aşık olunur bence... o sıradan bir şehir değil. Konu yağmur ama ben istanbula dalınca çıkamıyorum :)

Güllerevurgunum dedi ki...

Hani adı sanı dünyaca ünlü şehirler vardır. Milyonlar ziyaret ederler... Ben bir çoğunu gezdim. Kendilerince özellikleri olan şehirler var. Gerçekten güzel olanlar da var ama kıyas kabul etmeyen tek şehir İstanbul. Tamamen klasman dışı ve her türlü kıyas İstanbul'a hakarettir. Zaten, benim için de Türkiye sadece İstanbul.

Gerçi konu yağmurlar ama sen yine de bu yazıyı da bir oku ;)

http://kimseokumasindiye.blogspot.com/2008/05/ak-olduum-ehir.html

Keşke inanmayı bırakmasan Selin. Birkaç yazında daha farkettiğim bir küskünlük var sende. Ama bir şekilde insanın kendini yenilemesi (refreshment) gerekir. Umarım sadece yağmurlara olan inancın azalmıştır ama bunun yerini dolduracak birşeyin vardır.

sLn dedi ki...

Eskiden beni üzen şeyleri alıp götürdüğüne inanırdım yağmurun, sadece o konudaki inancımı yitirdim, onun dışında sevgim kat kat arttı yağmura son bir kaç yıl içinde. aşık olduğum şehre bu kadar yakışan bir şeyi nasıl sevmem hem :)
benimki küskünlük mi tam emin değilim aslında ama hayatın istediğim gibi gitmemesinin verdiği yorgunluk beni bir çok şeyden uzaklaştırdı ondan eminim.. yine de umudum sonsuz, hayat yine güzel olacak, yağmurlar yağacak istiklal'e, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle yürüyeceğim oralarda :)
"hope is a dangerous thing to lose" diye bir cümle hatırlıyorum ama nerden olduğunu bir türlü çıkaramadım, galiba Lost'tan. gaz veriyor bana :) bir de fight club'tan "losing all hope is freedom" var. aralarında gidip geliyorum zaman zaman ama ilki ağır basıyor:)